Get Adobe Flash player

Kadınlarda cinsel il...

2014-03-02 23:41:51

Jinekolog, Cinsel Terapist ve Aile Danışmanı Dr. Süleyman Eserdağ vajinismusu, "Cinsel ilişki sırasında korkuya bağlı olarak kadının kendisini kasması ve partneri ile ilişkiyi tamamlayamaması hali" olarak tanımlıyor. Kasılmalar bazen vajina bölgesindeki kaslarla kısıtlıyken bazen tüm vücutta yaygın şekilde izleniyor. Vajinismus problemi yaşayan kadınların çok büyük bir kısmının hiç bir şekilde birleşme sağlayamadıkları için halen bakire olduklarını belirten Dr. Eserdağ, bir kısmının ise ancak oldukça zor ve sıkıntılı bir şekilde ilişkiye girebildiğini söylüyor.

Vajinismusta görülen kasılmalar tamamen irade dışı ve kadın ilişkide her şey yolunda giderken neden kendisini kastığını anlamlandıramıyor. Çalışmalara göre, dünya genelinde ortalam 1000 kadından ikisinde vajinismus sorunu olduğunu belirten Eserdağ, ülkemizdeki durumun daha kötü olduğu görüşünde. Tedaviye başvuru oranının da düşüklüğüne vurgu yapan Eserdağ, bunun nedenini şöyle açıklıyor: 

"2006'da yapılan bir çalışmaya göre ülkemizdeki vajinismus oranı %10'lara kadar çıkmaktadır. Ancak yine de vajinismus konusunda güvenilir istatistikleri toplamak zordur. Çünkü bazı kadınlar çok utanıp sıkıldıkları için böyle bir sorunla doktora gidemezler. Bazı çiftlere gittikleri hekim tarafından hiçbir sorunun olmadığı yönünde yanlış bilgilendirme yapılır. Böylelikle bu çiftler kendilerine hiç kimsenin yardım edemeyeceği yanılgısına kapılarak cinsel birleşmesiz bir hayatı kabullenirler. Cinsellik halen tabu olarak görüldüğünden dolayı sağlıkçılar tarafından veriler yeterince toplanamamaktadır. Vajinismusu olan kadınların sadece %20'sinin yardım alabilmek için uzmana başvurduğu düşünülmektedir." 

"3 GÜNLÜK TEDAVİ YETİYOR"

Cinselliği paylaşamamanın zaman içinde ailesel çatışmaları ve kopmaları beraberinde getirdiğini, severek evlenmiş birçok çiftin bile bu sebepten ayrıldıklarını belirten Dr. Eserdağ, tedavinin ertelenmemesi gerektiğini vurgulayarak şunları söylüyor: "Vajinismus, doğru tedavi teknikleri ile 2 veya 3 gün gibi oldukça kısa bir sürede %100 tedavi başarısı ile yenilebilen bir cinsel sorundur. Tedavi için atılacak ilk ve en önemli adım iyi bir araştırmanın yapılması ve bilimsel yöntemlerle çalışan bir merkeze başvurulmasıdır. Nitekim sorunun görmezden gelinmesi, omuzlara binen yükü her geçen gün biraz daha ağırlaştırır, hem evlilik hem de sosyal hayatı olumsuz etkiler. Tedavi sonrasında ise 180 derece değişen bir ruh hali ile tekrarlanan cümle genelde, 'Keşke bu kadar beklemeseydik, bu kadar kolay mı olacaktı' şeklindedir." (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});


Read More...

Daha çekici görünüme...

2014-03-02 23:21:14

İngiltere'deki York ve Cambridge üniversitelerinden bilim insanlarının araştırması, sebze meyve tüketenlerin teninin daha fazla ışıldadığı ve böylece daha çekici göründüğünü ortaya koydu.

Bilim insanları 20 kadın ve erkeğin fotoğrafını çekti ve bunların 4 versiyonunu oluşturdu. İlk fotoğraftakiler bol sebze-meyve tüketen ve yüzü parlayan, ikinci fotoğraftakiler bu tür yiyeceklerle daha az beslenen ve soluk yüzlülere aitti. 3. ve 4. versiyonlarda ise cilt tonu değiştirildi ve yüzler tanınmayacak hale getirildi.

Gönüllülerden yüz güzelliğini değerlendirmeleri istendi. Tanınmayacak hale getirilen görüntülere rağmen katılımcılar bol sebze-meyve tüketenleri daha çekici buldu.

Araştırmaya imza atanlardan Carmen Lefevre, cilt tonunun sağlık göstergesi olabileceğini, bu mantıkla bronzlaşmış kişilerin sağlığının daha iyi olduğu algısının oluştuğunu belirtti. Ancak Lefevre, fazla güneşte kalmak yerine bol sebze-meyve tüketmenin daha sağlıklı olduğu uyarısında da bulundu.

Meyve ve sebzelerde bulunan karotenoid maddesinin cilde parlaklık verdiğini belirten Lefevre, 4 hafta boyunca günde 2-3 porsiyon meyvenin daha çekici bir görüntü sağlayabileceğine dikkat çekti.

Araştırmanın sonuçları, "Biology Letters" dergisinde yayımlandı. (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});


Read More...

Dünyanın en güzel k...

2014-03-02 23:18:12

Razzmatazz 
Barselona, İspanya

Barselona'daki Razzmatazz, İspanya'nın en gösterişli mekanlarından. Devasa beş salondan oluşan konser alanı, ışık ve ses sistemiyle müzik ziyafetine uygun bir yer. Razzmatazz, sahnesinde DJ ve etnik grupları da ağırlayarak müzik yelpazesini geniş tutuyor.
Eclipse: 17 Mart Heaven's Basement: 23 Nisan Boo Boo Davis: 7 Mayıs

La CIgale 
Paris, Fransa

1882'de tiyatro olarak inşa edilen La Cigale, 1981'den bu yana tarihi eser olarak korunuyor. La Cigale, 20 yıldan fazla ünlü Fransız dergisi Les Inrockuptibles'in festivali Les Inrocks'a da ev sahipliği yapıyor. Konser salonundaki balkonlar ve tavan süslemeleri büyüleyici. La Cigale'de bugüne kadar sahne alan isimler arasında Kylie Minogue, Red Hot Chili Peppers, Oasis ve Radiohead var.
Elodie Frege: 5 Mart Robert Glasper: 13 Mart Editors: 17 Mart

ParadIso 
Amsterdam, Hollanda

Paradiso sadece Avrupa'nın değil, dünyanın da en çok bilinen konser mekanlarından. Eski bir kiliseden konser alanına dönüştürülmüş. Adı Türkçe 'cennet' anlamına gelen Paradiso için müzik cenneti desek yanlış olmaz. 1968'de kapısını gençlik eğlence merkezi olarak açan konser alanı o günden bu yana Rolling Stones, Nirvana, James Brown, Prince, Willie Nelson gibi isimleri ağırlamış.
Joris Voorn: 1 Mart The Head And The Heart: 7 Mart The Heyz: 21 Mart

Koko Londra, 
İngiltere

Koko gerek mimarisi gerekse ünlü grupların, müzisyenlerin yer aldığı sahnesiyle Londra'nın en iyi konser alanlarından. Bina 1900 yılında Camden Tiyatrosu olarak inşa edildi. II. Dünya Savaşı'na kadar tiyatro olan bina, 1950'li yıllarda BBC Radyosu'nun sahnesiydi. Sonraki yıllarda da birkaç defa el değiştiren tarihi yapı, 2004 yılında Koko adıyla şimdiki halini aldı. Işıklandırması ve gece yarısı partileriyle eğlenmesini bilenlerin favorisi Koko'da sahne alan müzisyenler arasında Madonna ve Lady Gaga gibi dünyaca ünlü isimler var.
Katy B.: 26 Mart Jazmine Sullivan: 30 Mart Banks: 1 Nisan

Vega 
Kopenhag, Danimarka

Vega, 1956'da Danimarkalı mimar Vilhelm Lauritzen tarafından halkevi olarak yapılmış bir bina. Uzun yıllar işçi ve halk hareketleri merkezi olarak kullanıldıktan sonra 1996 yılında aslına uygun olarak restore edildi ve şimdiki halini aldı. Binanın içinde Store Vega denilen 1500 kişilik büyük salon, Lille Vega denilen 500 kişilik küçük salon ve hemen onun üst katında hizmet veren Vega Night Club var. Ayrıca zemin katında konserlerin öncesi ve sonrasında vakit geçirebileceğiniz bir bar da bulunuyor. Vega, mükemmel akustiği ve atmosferiyle Avrupa'daki en iyi konser mekanlarından biri olarak gösteriliyor.
Jason Derulo: 3 Mart Savages: 6 Mart Floor Wars dans yarışması: 15 Mart

CarnegIe Hall 
New York, ABD

Carnegie Hall, dünyanın en ünlü ve gösterişli konser salonlarından biri. İskoçyalı işadamı Andrew Carnegie tarafından yaptırılan konser alanında senede 100 performans sergileniyor. Altın sarısı ve beyaz renkli dekorasyonuyla dikkat çeken Carnegie Hall'da sahne alan isimler arasında Fındıkkıran ve Kuğu Gölü Balesi'nin yaratıcısı Çaykovski, Frank Sinatra, Charles Aznavour, Sertab Erener ve Hüsnü Şenlendirici var.
Max Raabe & Palast Orkestrası: 3 Mart Estrella Morente: 8 Mart

Roy al Alb ert Hall
Londra, İngiltere

1871 yılında açıldığında Richard Wagner ve Edward Elgar Royal gibi önemli isimleri ağırlayan Royal Albert Hall, dinletilerin ve sanatın buluşma yeri olarak nitelendiriliyor. Her sene 350 performans sahneleniyor. İngiltere'nin kültürel miraslarından olan yapıda sahne alanlar arasında The Beatles, Jimi Hendrix, Elton John, Adele gibi isimler var. Ayrıca bina Winston Churchill ve Bill Clinton gibi dünyadaki önemli siyasi isimlerin tarihi konuşmalarına da ev sahipliği yaptı.
Bridget Coleridge: 6 Nisan

Viyana Opera Binası 
Viyana, Avusturya

Dünyanın opera merkezi sayılan Viyana Opera Binası, 1869'dan bu yana ayakta. İçerisi heykel ve tablolarla dolu olan bina, gelen konuklarına işitsel ve görsel bir şölen sunuyor. Yılda 60 performans sahnelenen Viyana Opera Binası'nda beş katlı balkon bulunuyor.
Adriana Lecouvreur (Opera): 4 Mart Dornröschen (Bale): 5 Mart

Sdney Opera Evi 
Sidney, Avustralya

1973 yılında yapılan ve Sidney'in sembolü haline gelen Sidney Opera Evi, 20. yüzyılın en ünlü yapılarından biri olarak anılıyor. Danimarkalı mimar Jorn Utzon'un eseri aynı zamanda UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde. Beş dev salonlu binada ayrıca beş prova stüdyosu, 60 soyunma odası, dört lokanta ve altı bar bulunuyor.
Eugen Onegin (Çaykovski/Opera): 28 Mart

NatIon al Center fo r Perfo rmIn g Arts
Pekin, Çin

Fransız mimar Paul Andreu tarafından tasarlanan National Center for Performing Arts, nam-ı diğer Egg (Yumurta), 2007 sonlarına doğru tamamlandı. Yapıda 2 bin 398 kişilik opera binası, 2 bin 17 kişilik konser salonu ve bin 35 kişilik tiyatro bulunuyor. Yumurtayı anımsatan yapının bir kısmı su altında bulunsa da titanyumdan yapılmış dış cephe ve kullanılan teknoloji sayesinde kışın buzlanmıyor, yazınsa yosun tutmuyor.
Tango Fire Company of Buenos Aires: 1 Mart Hong Kong Filarmoni Orkestrası: 6 Mart


DERLEYEN: ECE ULUSUM
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});


Read More...

Evvel Zaman İçinde (Eflatun Cem Güney)




(Kitapta “Uç Elma”, ‘Sedef Bacı”, “Gelincik Günü”, “Hamur Bebek”, “Tasa Kuşu”, “Köse Dağı”, “Ak Gün, Kara Gün” ve “Perili El” isimlerinde 8 masal yer al­maktadır.)

ÜÇ ELMA:
Bir varmış, bir yokmuş, develer tellal iken, pireler berber i-ken, ben anamın beşiğin tıngır mıngır sallar iken bir memleketin birinde, iyiler iyisi bir padişah varmış. Her şeyi varmış, ama hiç çocuğu yokmuş. Yaşı ilerledikçe, bu yüzden kederi artıyormuş…
Bir gün akıllı bir pir-i fani, padişahın derdini öğrendikten sonra, “kolayı var” demiş. “Siz şimdi bir bahçe yaptırın, içinde güller, çiçekler, havuzlar, daha neler neler olsun”…Padişah, bir bahçe yaptırdı ki dillere destan . Ama gel gelelim, ne evlat var ne de bir müjdeli haber…Bu sefer de kafası iyice bozulur ve başlar bahçeyi dağıtmaya…Ezer, çiğner, dağıtır. Hanımı güç bela, yalvar yakar durdurabilmiş. Zaten hanımı, bahçe yapıldığı günden beri bahçeden çıkmazmış. Ağaçlarla, konuşurmuş. Bu hallere daya­namayan yaşlı bir elma ağacı dile gelmiş: “Benim filizlerimden al, dik. Bir gün sana elma verir. Yarısını sen ye, yarısını da padişaha ye­dir.” demiş.
Kadın filizi dikmiş, fidan olmuş, ağaç olmuş. Yedi yıl geçmiş, bir elma vermiş. Elma da elma hani; bir yanı al, bir yanı beyaz. Kadıncık durur mu? Almış elmayı, bölmüş elmayı. Yarısını ken­disi yemiş, yarısını da padişaha yedirmiş. Aradan geçmiş dokuz ay, on gün, Nur topu gibi bir oğulları olmuş..
Kurulmuş meydan, çalmış davullar… Kırk gün, kırk gece olmuş oyunlar..
Gökten uç elma düştü… Kimin ne muradı varsa onun başı­na…

3. MASAL:

GELİNCİK GÜNÜ

Bir varmış, bir yokmuş. Bir bey varmış. Beyin de kapılara, bacalara sığmayan bir oğlu varmış. Gezermiş, tozarmış. Bir gün, sesi soluğu kesilmiş, evinden çıkmaz olmuş. Beyi almış bir dert. Çare yok. Bey oğlu evden çıkmaz, kimseyle konuşmaz…
Aradan uzunca zaman geçmiş. Bir yaşlı kadın beyin evinin önünde dolanıp dururmuş. Bey oğlu dayanamamış, “Canına mı susadın, ne geziyorsun burada?” diye bağırmış. Kadın ağlayarak anlatmış. “Ah, oğul ah. Benim bir oğlum var, zincir zapt etmez. Bir türlü söz dinlemez. Dediler ki, dünyaya küskün birim bulacaksın, dama­rından yedi damla kan alacaksın, yedi sabah da bal şerbetine katıp içİrir-sen oğluna, dizini kırar da dizinin dibinde oturur.”
“Benim hayata küskün olduğumu nereden biliyorsun?” “Şayet küskün olmazsan, dünya alemin bir araya geldiği, bu gelin­cik gününde, böyle bir kenarda oturur musun? ”
Meğer bey oğlu bir gün, bir pınarın başında uyuyakalmış i-ken, rüyasında gördüğü bir peri kızı yüzünden dünyalara küs­memiş mi? İçine bir ümit düşmüş, gelincik gününde sevdiğimi görürüm diye.
Yaşlı kadın, beyin yanına koşmuş. Müjdemi isterim, oğlunu­zu konuşturdum, diye. Bey ücretini vermiş, kadım savmış. Baş­lamış oğlunun bu sevda derdinin çaresini aramaya. “Gelincik bağı­na katılan herkes, oğlumun önünden geçecek” diye ferman çıkarmış.
Yığın yığın insan, gelmiş geçmiş. Bey oğlu, bir tane yoksul bir kızın üstüne mendilini atmış.. .Sonrası düğün dernek.
İşte o günden beri, kısmetini arayanlar “gelincik günü”nü beklerlermiş…

5. MASAL:

TASA KUŞU

Bir varmış, bir yokmuş. Bir Sülün Kız varmış. Babası ölmüş. Anası ile kalmış. Kızı, nasıl geçiniriz diye bir tasa almış. Anası demiş: “Ben çuha dokurum, sen gergef işlersin, geçinip gideriz.” Öyle yapmışlar. Bağ bahçe sahibi olmuşlar. Kız yine tasalanmış. “Da­ğımızı yel alırsa, bağımızı el alırsa” diye. Anası nice öğütler vermişse de boşa. Kendini avareliğe vermiş. Tasa Kuşu zaten fırsat kolluyormuş. Almış onu kollan arasına…
Kız bir bakmış ki cennetten bir köşe içinde. Her yer güllük, gülistanlık. Bülbül öter, ardından keklik öter…Kız yine tasalan­mış, “Niye bin gözüm, niye bin kulağım yok, niye hepsim birden göremiyorum, duyamıyorum” . diye. O an bütün kuşların dili sus­muş, pınarların suyu kesilmiş. Tasa kuşu dalga geçmiş: “Avare kız, avare kız. Tasa dediğin öyle olmaz, böyle olur. Geçti gül, geçti geçti bülbül, ister ağla ister gül…” demiş. Kız perişan olmuş, açlık da başına vurmuş. El uzattığı ağaçlar meyve vermez olmuş. Su içmek istediği pınarlar su vermez olmuş.
Tasa Kuşu, yapacağını yapmış, edeceğini etmiş, uçmuş git­miş bir başka avarenin başına konmaya…Kız bunu görünce de­rinden bir “ohhh” çekmiş. …Bir ak saçlı dede ortaya çıkıp demiş ki, “Dile benden ne dilersen…” “Anamı isterim, anamı” demiş kız. Yummuş gözünü, açmış. Bir de bakmış ki anasının dizinin dibin­de…

O günden beri, tatlı dilli, güler yüzlü olmuş. Kısmeti de açılmış, evlenmiş. Kırk gün, kırk gece düğün etmiş..Mutlu mutlu yaşamışlar…

8. MASAL:

PERİLİ EL
Bir varmış, bir yokmuş. Bir evin, çok güzel bir kızı varmış. Anası, babası kızlarına gül gibi bakarlarmış. Bİr gün ecel gelmiş, ikisini de almış. Kız kalmış yalnız başına. Bak şu Allah’ın işine..
Kısmeti çıkmış, ağzı var dili yok, sessiz sakin biriyle evlen­miş. Lakin, ev işi bilmez, el işi bilmez bîr kız olduğu için, her tara­fı pislik götürmeye başlamış.
Konu komşu, elini ayağını çekmiş. Adamcağız, dayanmış da dayanmış. Kız da bu hallere çok üzülüyormuş, ama bilmediği için, hiçbir şey de yapamıyormuş. Her gün Allah’a yalvarıyormuş, “derdime bir çare” diye. Bir gün, nur yüzlü bir hatuncuk kapısına gelmiş, “senin annen çok iyi bir kadındı, herkese iyilikler etti, bu yüzden ben sana on tane hizmetçi peri getirdim, her biri bir par­mağında saklanacak, hangi parmağını oynatırsan, o hizmetini yapacak” demiş ve kaybolmuş. Kız inanamamış önce. Sonra, de­nemeye karar vermiş. Bir de ne görsün, on tane peri kızı birden hizmete başlamasın mı?
Peri kızları evi tertemiz yapmışlar, çeşit çeşit yemekleri pişi­rip, masalara dizmişler. Akşam kocası gelince, bir sevinmiş, bir sevinmiş ki sormayın gitsin… O günden sonra, dirlik düzenlik İle mesut, bahtiyar yaşayıp gitmişler…






Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Reklam

Üye Giriş Formu

Şu anda 676 ziyaretçi ve 1 üye çevrimiçi