Get Adobe Flash player

18 Mart Çanakkale Zaferi Yazıları




ÇANAKKALE ZAFERİ (18 Mart)
ANA HATLARIYLA ÇANAKKALE SAVAŞI
Birinci Dünya Savaşı 'başlangıcında, Çanakkale Boğazı'ndan geçen yol büyük bir önem kazanmıştı. Boğaz ele geçirilebilirse Rusya, Dünya -kaynaklarından ve müttefiklerin yardımlarından yararlanabilecekti. Alman bloğuna güneyden yapılacak bir saldırıyla savaşın kısa sürede sonuçlandırılması sağlanabilecekti. İtilâf devletleri bu durum üstünlüğünü sağlayabilmek için başlattıkları girişimin ilk aşamasını oluşturan Boğaz Savaşı, Amiral Carden komutasında çok güçlü bir donanmanın saldırısı şeklinde oldu.
İngiliz, Fransız savaş ve destek gemilerinden oluşan bu deniz gücü, 19 Şubat 1915'ten itibaren bir hafta süreyle Boğaz girişini şiddetli bombardıman altına aldı. Bundan sonra mayınların temizlenmesi ve beraberinde bombardımanlara devam edilmesi uygun bulundu. 17 Mart'ta Amiral Carden'den komutayı devralan Amiral De Robek, Londra'dan saldırıya geçine emri aldı.
18 Mart sabahı Boğaz'dan içeri girerek sonuçtan emin bir .şekilde ilerleyen donanma, çok geçmeden bütün tahminleri altüst eden bîr direnişle karşılaştı.
Kıyıdaki toprak tabyaların, eski topların küçümsenen gücü, Türk'ün yurt savunması kararlılığı ile 'birleşmiş, savaş gemilerinin Önünde aşılması mümkün olmayan, çelik bir duvar haline gelivermişti. Amiral De Robek'in bütün çabalarına rağmen tam bir yenilgiye uğrayan donanma saat: 17.00'de çekilme emri aldı. Geride zafer yerine batan gemi enkazlarını bırakarak geri dönüş yaptı.
Böylece 18 Mart 1915 günü saat: 17.45'te sona eren Boğaz Savaşı şu gerçeği kanıtladı: "ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!" Mehmetçiğin zaferi ile noktalanan bu olay tarihteki onurlu, yerini aldı.

İTİLÂF DEVLETLERİNİN KARAYA ASKER ÇIKARMASI
18 Mart bozgunundan sonra düşmanlar, karaya asker çıkararak 'kıyıları ele geçirmekle amaçlarına ulaşabileceklerini sandılar. Bu amaçla yeni ibir plân hazırladılar. Bunun için Orgeneral Hamilton komutasında ilki İngiliz, bir Fransız tümeni ile Avustralya ve Yeni Zellanda birliklerinden oluşan bir kolordu hazırladılar.
Boğaz'ın ibir düşman çıkartmasına karşı savunulması görevi 5. Ordu Komutanı Alman generali Liman Von Senders komutasındaki birliklerdeydi. Ordu komutanı düşmanın nerelerden çıkartma yapabileceğini doğru tahmin edemediğinden 25 Nisan sabahı karaya ayak basan düşman birlikleri karşılarında zayıf birlikler buldu. Savunma iyi plânlanmıştı.. Yine de 26. alayımızın iki taburu düşmanı karşılayarak akşama kadar direndi. Bu birliklerimiz, mangalarının, talkımlarının tümüyle şehit olması pahasına destanlar yaratan çarpışmalarla düşmana geçit vermediler.
Arıburun'a ilk kademe olarak çıkan Avustralya tümeni savaş gemilerinin şiddetli ateş desteği altında tümüyle şehit düşen erlerinin cesetlerini aşarak Conk Bayırı'na doğru ilerledi. Bigalı Bölgesinde ordu yedeği olarak bulunan 19. Tümenin Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, sabahın erken saatlerinde başlayan top sesleri üzerine ilk iş olarak tümenine silah başı ettirmiş ve durumu öğrenmek için cepheyle ilişki kurmuştur.
Ordudan emir almadan hareket etmemesi (bildirilen Mustafa Kemal sorumluluğu üstlenerek harekete geçti. Birliklerinden bir kısmının başına geçerek Conk Bayırı doğrultusunda ilerledi
Mustafa Kemal'in birlikleriyle düşman arasında çok şiddetli çarpışmalar oldu. Burada Mustafa Kemal askerlerine: "Ben sizlere taarruz değil, ölmeyi emrediyorum!" tarihi emrini verdi. Böylece düşmanı kıyıdaki kayalıklara kadar geri attı. Bu başarısı Mustafa Kemal'i Anafartalar Kahramanı olarak Türk'ün bahtına doğacak güneşin ilk müjdecisi olduğu izlenimiyle ünlendirdi.
Düşman birlikleri, kıyıda yiğitçe savunma yapan Türk birliklerini bir türlü aşamıyor, İngiltere'den tümen tümen yeni birlikler getiriyorlardı. Çarpışmalar aylardır devam ediyor, düşmanlar Türk direnişini bir türlü kıramıyorlardı. General Hamilton aldığı yeni takviye birliklerle Anafartalar grubu karcısında daha üstün bir kuvvet toplayarak 21 Ağustos'ta yeniden saldırıya geçti. Fakat bu saldırıyla da amaçlarına ulaşamadılar. Türk askerlerini aşamadılar ve geri püskürtüldüler. Çünkü karşılarında Anafartalar Grubu Komutam Mustafa Kemal ve Mehmetçik gibi yiğit askerler bulunuyordu. Yaptıkları ayrıntılı durum değerlendirmesinden sonra Gelibolu Yarımadası'nı boşaltmak kararına vardılar. 9 Ocak 1916 tarihinde ada tamamıyla boşaltılmış oldu. Bu büyük tarihsel olay da Türk'ün zaferiyle sonuçlandı.
Atatürk Çanakkale Zaferi sonrasında şöyle diyordu :
"Bu Türk askerindeki ruh kuvvetim gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur!"

ÇANAKKALE ZAFERİNİN DEĞERLENDİRMESİ
Türk Ulusunun bu büyük zaferi, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni daha da yücelterek Türkün azmini ve cesaretini dünyaya duyurmuştur. Zamanın zor ve kısıtlı şartları içinde düşmanla çok üstün silahlarına cesaret ve inançla karşı koyan şehit ve gazilerimiz Türk gücüne karşı durulamayacağını bir kez daha kanıtlamışlardır.
18 Mart 1915'te: "Anadolu Türktür, Türk kalacaktır. Çanakkale geçilmez!" diye hay kırarak bunu dünyaya kanıtlayan yiğit Mehmetçiklerimizin kahramanlıkları savaştıkları düşmanı bile hayran bırakmıştır.
Çanakkale Savaşları'nda Türk Ordusu, Avrupalı, Asyalı, Afrikalı, Avustralya ve Yeni Zellandalı güçlere karşı kahramanca döğüşmüş, Çanakkale Boğazını geçerek Türk vatanım istila etmek için zorlayan (kendisinden kat kat üstün kuvvetleri durdurmayı başarmıştır.
Sekiz buçuk ay süren Çanakkale Savaşlarında, Seddülbahir'de, Arıburun'da, Kumkale'de, Anafartalar'da 250.000'in üzerinde kayıp vermiştir. Yaklaşık olarak her Türk ocağında bir Çanakkale şehidi vardır.
Çanakkale Savaşları'yla Türkün yüce gücünü anlamak istemeyenler, yeni bir denemeye giriştiler. Fakat burada da başarısızlığa uğradılar. Çanakkale Zaferi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tarihteki en büyük başarılarındandır. Bu, ulusumuzun yaşamaya kararlı olduğunu, özgür yaşamaya verdiği önemin, en güzel kanıtıdır. Mehmetçiğin kanlarıyla yazdığı özgürlük destanıdır.

ÇANAKKALE'DEN CUMHURİYETE
— Bir konuşma yazısı —
Türk ordusunun (kazandığı zaferlerin hepsi de kendi şartları içinde ayrı ayrı önem taşımaktadır. Bizi ayakta tutan, bugünlere ulaştıran, çağlardır kazandığımız zaferler değil midir? Askerlik bizim en belirgin niteliklerimizdendir. Bu, gerektiğinde itirazı olanlara zorla kabul ettirilmiştir.
Zaferler, olumlu, yararlı ve onur verici bir sonuç olmanın yanında bir başlangıç da sayılır.
Çanakkale'de yapılan çetin savaşlar sonunda kazanılan zafer ayrıca incelenmesi gereken mutlu bir sonun başlangıcıdır.
Çağın en modern ve ileri teknolojisiyle donatılmış olan güçlü düşman donanmasının kıyıya ateşlediği top mermilerinin düştüğü yerden bir Mustafa Kemal fışkırmıştır. Evet, bu büyük asker rütbesinin çok çok üstündeki birliklere başarıyla komuta ederek, bir anlamda Çanakkale'de doğmuştur. Milletimiz bu büyük insanı ilk kez Anafartalar'daki başarısıyla, güvenilirliği ile tanıma şansını yakalamıştır.
Çanakkale Savaşları, Mustafa Kemal'e de büyük yararlık sağlamış, birliklerinde çarpışan Mehmetçiklerin yiğitliğine,cesaretine, başarı ve inancına çok yakından tanık olmuştur.. Bu savaşlar Mustafa Kemal'in Anadolu insanıyla kucaklaştığı, kaynaştığı yerdir.
Çanakkale'de yenilen düşman, Mondros Mütaretkesi'nden sonra (kovulduğu bu topraklara yine işgalci zihniyetle dönmüştür. İşgal kuvvetleri Anadolu'da Çanakkale'de kurmay yarbay olarak tanıdıkları Mustafa Kemal'i bu kez karşılarında, halkıyla bütünleşmiş, kaynaşmış bir başkomutan olarak buldular. Çanakkale Savaşları'mn Türkiye'nin geleceği açısından doğurduğu sonuç Mustafa Kemal gerçeğidir.
Ulusumuzun bağrından yetişen bu büyük önder, ilk kez Çanakkale siperlerinde parlamış, ulusun güvenini kazanmış, ümidi olmuştur. Adım adım ilerleyerek milletimizi önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin birliğinde toplamış, düşmanı İzmir'de denize dökünce tek kurtarıcı olarak kendini kanıtlamıştır. Türk Milleti Çanakkale'den Mustafa Kemal'le birlikte çıktığı yolu, sonuna kadar O'nun izinden giderek bütünlemiş, sonuçta lâyıik olduğu Cumhuriyet yönetimine ulaşmıştır. Çanakkale'de askerlerine: "Ben size taarruz emretmiyorum! Ölmeyi emrediyorum!" diyen güçlü ses, 29 Ekim 1923'te TBMM kürsüsünden şöyle yankılanmıştır: "Türkiye Devletinin yönetim şekli Cumhuriyettir!"

SEÇME SÖZLER
.

 

.

 

“Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.”

M. Kemal ATATÜRK
.

“Harpte iki meş’um (uğursuz) şey vardır. Bunlardan biri taş duvara körükörüne yüklenmek, diğeri kuvvetleri birtakım ayrı ve bağlantısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapmanın tehlikesiyle karşı karşıyayız.”

İngiliz Başbakanı Asquith
.

“Ordunun yardımı olmaksızın Filo’nun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zorunlu olduğunu anlıyorum.”

Churchill
.

"Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir.”

Churchill
.

“... Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve se’bat cihetiyle takdir ve senaya liyakatı, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşmamn taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir.” [439]

Alman Generali Liman von Sanders
.

“Avrupa’da hizbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, Türklierle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar.”

General Tawshend
.

“Çanakkale Seferi, Türk milletinin eski kudret ve kuvvetini muhafaza ettiğini, can çekişen bir imparatorluk içinde kahraman bir milletin varlığını meydana koydu.”

General Fahri BELEN
.

“Müttefiklerin gayreti kalmamıştır. Türkiye insan menbalarını (kaynaklarını) sarf ederek bitab (bitkin) kalmış, müttefikler, hissolunur derecede zayıflamamışlardır. Fakat Çanakkale Muharebesi’nin Rusya’nın akibeti ve Balkanlar’daki tesiriyle Türkler müteselli olabilirler.”

Larşer
.

“... Türk askerinin savaş ve dövüş hususunda haiz bulunduğu evsafın bidayette layikiyle takdir edilmemiş olması, Ingilizler için felaket olmuştur.... Türk askerinin ne yaman muharip olduğunu, Ingilizler kendileriyle dövüştükten sonra bittecrübe anlamışlardır.”

Ingiliz Generali Oglander
.

“Yenilmez Ingiliz donanmasının uğradığı akibetten komutanlar değil, strateji kurallarını ihmal eden devlet adamları sorumludur. Boğazlar ve Trakya bölgesinde altı Türk kolordusu varken, donanmayı tahkim edilmiş bir Boğaz’dan geçirmek ve Boğaz kıyıları işgal edilmeden beş tümenlik bir kuvvei seferiyeyi Istanbul’a getirmek planının şansı çok azdı.”

General Fahri BELEN
.

“Çanakkale Savaşları, Avusturalya ordusunun gelişimine birçok etkide bulunmuştur. İlk olarak Avusturalya ordusu kuvvetlerinin bir yabancı tarafından değil, bir Avusturalyalı subay tarafından idare edilmesini temin edecek bir uygulamaya başlanmıştır. Ve Çanakkale olayları, bu uygulamayı başlattı.”

Avustralyalı Yarbay D. M. HORNER
.

“Çanakkale Savaşları, savaşa İngiliz bayrağı altında katılan Yeni Zelanda’nın uluslaşma sürecine çok önemli katkılarda bulunmuştur. 1915’te Yeni Zelandalılar, kimliklerini İngiliz İmparatorluğu içerisinde tanımlamaktaydılar ve bağımsızlık kazanmak gibi istekleri yoktu.”

Yeni Zelandalı Prof. Dr. J. PHİLLIPS
.

“Çanakkale Savaşları, modern savaş tarihinde birleşik kara ve deniz savaşlarımn başlangıcı ve ilk örneğidir.”

Japon Prof. Dr. Em. Krg. Hideo MIKI
.

“Avrupa diplomasisinin çıkmazlarında ihtiyatla yolunu arayan ve Avrupa devletleri’nin birbirine düşmüş meclislerinde kendi lehinde fırsatlar kollamaya çalışan ürkek ve tereddütler içindeki Osmanlı, artık yerini, dimdik adeta mağrur ve kendine güvenen, kendi hayatını yaşamaya azmetmiş, Hristiyan düşmanlarına tam bir istihfafla bakan şahsiyete bırakmıştı.”

Alan Moorhead
.

“Çanakkale Boğazı’ndaki Türkler ve Almanlar da 18 Martı aralıksız takip eden sessiz günler, şaşkınlık ve sonra da, büyük bir sevinç uyandırdı. Moral, son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki hasar da kolaylıkla giderilmiş olmakla beraber, ağır bataryaların cephane durumu ciddiyetini koruyordu.”

Robert Rhodes James
.

“Çanakkale Müharebelerinde Türk ordusunun başında daha başlangıçtan itibaren orayı, üç kez ve yalnız kendi inisiyatifiyle kurtarmış olan Türk Başbuğu (Atatürk) bulunmuş olsaydı, bu gün tarih, bir Çanakkale Savaşı yerine, karaya ayak basmasıyla beraber, akim kalan bir Çanakkale teşebbüsünden bahsederdi.”

M. Şevki YAZMAN
.

“Çanakkale fecayi’ine (çok acıklı olaylarına) ait mesuliyetin, her iki taraftan hangisine ait ve raci olduğu keyfiyeti henüz tahakkuk edemediyse de, bahri hücumun (deniz hücumu) altında mündemiç (saklı) olan hakayik (gerçekler), o kadar basittir ki, bu hususta en müptedi (ilkel) olanlar bile bunu anlarlar.

Biz en müşkülü’l-icra (yapılması zor) harekete tasaddi ettik (başladık) ve esas noktalara dair maluunatı sahiha (gerçek bilgiler) elde etmeden evvel mutadımız (adetimiz) olduğu üzere, düşmanı hakir (küçük) görerek, böyle bir külfetli işe sarıldık. Neticedeyse, herkesin kabul ve itiraf edeceği bir hezimete, mağlubiyete uğradık ki, bunun izin, hiçte şikayete hakkımız yoktur.

18 Martta mağlup olduk. Bu bapta tevile felana (başka anlam vermeye falan) hacet yoktur.”

İngiliz Yazar Ellis Ashmit BARTLETT
.

“Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir Hali kurtardı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı.”

Sami Paşazade Sezai

 

 

 






Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Reklam

Üye Giriş Formu

Şu anda 1354 ziyaretçi çevrimiçi