Get Adobe Flash player
Daha Fazla İçerik...

Tıp Bayramı Haftası şiirleri




Bu Can Emanet Bize

Bu can emanet bize,

Onu korumalıyız.

Dert biner ensemize,

Tedbirli olmalıyız.



Düzenli gıda alıp,

İyi beslenmeliyiz.

Her şeyi çok yıkayıp,

Tertemiz yemeliyiz.



Yoksa hasta oluruz,

Düşeriz yataklara,

Arkadaşsız kalırız,

Bakarız sokaklara.



Mikroplu gıdalardan,

Çok uzak durmalıyız.

Karanlık odalardan,

Güneşe çıkmalıyız.



Hastalığın nedeni,

Kirli, pis yiyecektir.

En çok koruyan seni,

Dikkat ve temizliktir.



Kasım KAPLAN

 

 

 

 

DİŞ HEKİMİ



Hiç kimseden korkmadım

Dişçiden korktuğum kadar

Herkes benden korksun istiyorum

O yüzden büyüyünce ben

Bir dişçi olacağım.



Gelin isterseniz şakayı

Bir yana bırakalım

Sağık gibi değerli

Bir şey yoktur dünyada

Her organın sağlığı

Önemldir elbet te

Ama

Sağlıkların en önemlisi

Diş sağlığı.



Bugün harcarsan

Dişini hoyratça

Bakmazsan ona

Yarın bakmaz sana o da

İşini göremez gereğince

Çekeceğin diş ağrıları da caba

ihmalcilik yüzünden katlanmaya

değer mi acaba

bütün bunlara? ..



Sevmeyen, korumayan dişini

Sevmiyor demektir kendini.



Fevzi Günenç
SAĞLAM KAFA



Sağlam bir kafa için,

Sağlam bir vücut gerek.

Tertemiz yiyin,için,

Kuvvetlenin giderek.



Bugün dünya yüzünde,

Çok fakir ülkeler var.

Gecesi gündüzünde,

Aç kalan bebekler var.



Beslenmeyen her insan,

Mahkum hasta olmaya.

Yataklara düşer can,

Koşar derman bulmaya.



Dünyada çok ülkede,

Çok çeşit hastalık var.

Hastalık her bölgede,

Çoğu pislikten doğar.



Kasım KAPLAN

Tıp Bayramı

Şifa dağıtır gülücükleri
Sarar diker pamuk elleri
Düşünerek yazar reçeteleri
Yılları uzatır öpülesi elleri

Gece gündüz hasta başında
Alın teri vardır ekmeğinde aşında
Ameliyat görür yatağındaki düşünde
Simit ekmektir her gün aşında

herkes dua eder doktoruna
Sıra bekleyenler şaşar kalır sabrına
Ölenler gider kendi kabrına
Çocuklarının katlanmalı sabrına.

Hastalar ellerinde şifa bulsun
Anaların duası başında olsun
Önlüklerimiz hep beyaz kalsın
Tıp bayramı doktorlara kutlu olsun.

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Bilişim Haftası Şiirleri




Bilim ve Teknoloji

'Bilgi Çağı'ndayız aziz kardeşim,

Bilgisayar öğren, hiç ihmal etme;

Bilgili olursan, salimdir başın

Bilgisayar öğren, hiç ihmal etme.



Artık beden gücü, geride kaldı,

Akıl, zekâ onun yerini aldı;

Tüm işler, teknikle yapılır oldu

Bilgisayar öğren, hiç ihmal etme.



Yaşlandım, öğrenmek zor olur deme,

Kolay öğrenirsin, sakın çekinme;

Çok sevineceksin, öğrendiğine

Bilgisayar öğren, vakit kaybetme.



Binlerce kitaba, sığan bilgiler,

Bir tuşun ucunda, tıklarsan eğer;

Buna gıpta eder, kütüphaneler

Bilgisayar öğren, hiç ihmal etme.



Dünyada tüm işler, onla oluyor,

Her sorun, anında çözüm buluyor;

Daha nice işe, zaman kalıyor

Bilgisayar öğren, hiç ihmal etme.



En etkin öğretim, aracıdır o,

Kullanan herkesin, baş tacıdır o;

'Bilişim Çağı’nın, ilacıdır o

Bilgisayar öğren,hiç ihmal etme..



Naim Yalnız

Bilişim
Bilişim bilmek demek
Teknoloji demektir
İnsan insana muhtaç
Bilişim renk demektir

İletişim olmadan
Anlaşamaz insanlar
Uzak mesafelerden
Ulaşamaz mektuplar

Bilişim yeni çağdır
Uzay çağı demektir
Gerisinde kalanlar
Geri kalmış demektir

Teknoloji olmadan
Medeniyet olamaz
Bilimden ve sağlıktan
Hiç taviz verilemez

Bilişim geliştikçe
İnsan yaşar keyfince
Bilgisi çok olanlar
Daha refah yaşarlar

Bilgisayar, internet
Telefon en nihayet
Hayatında olmalı
Bizlerin ilelebet

Bilim

Bilim, bilgi pınarım

Teknolojiyle varım

Çağı yakalayarak

İnsanlığa sunarım.



Teknikle çalışalım

Zamanla yarışalım

İstençle ve coşkuyla

Zirvede buluşalım.



Muhsin Durucan

Teknoloji

Her doğal olayda,insan ürpermiş,
Bütün dikkatini,onlara vermiş;
Aylarca,yıllarca; hep irdelemiş
Bulduğu sonuçtan,bilgi derlemiş.

Bilgiler,zamanla'Bilim' olmuşlar,
Bütün insanlığa,ışık tutmuşlar;
Her kuşak,kendinden,bir şey katmışlar
Uygarlığa,sağlam temel atmışlar.

Teknoloji,ilmin,hizmet aracı,
Zamandan kazanır,her kullanıcı;
Doğru kullananın,başının tacı
Hedefe varmanın,teknik ilacı.

Yeni kuşaklara,tez öğretelim,
'BİLGİ ÇAĞI'ndayız,bunu bilelim;
Aziz yurdumuzu,hep yüceltelim
Çağdaş uygarlığa,tez erişelim..

Naim Yalnız

Yeter artık uyumayıp uyanak
Yürüyek canlarım bilime doğru
Merih kapısına bizde dayanak
Yürüyek canlarım bilime doğru

Kuran ı kerimden ibret alalım
Yedi kat göklere sahip olalım
Yedi kat yerlerden haber alalım
Yürüyek canlarım bilime doğru

Plüton neptün ü keşif edelim
Şu derin uzaya uydu atalım
Bizden başka bize destek yoktur bilelim
Yürüyek canlarım bilime doğru

Uçağı füzeyi bizler yapalım
Maden ile atomlar üretelim
Ay hazinesinde mekan tutalım
Yürüyek canlarım bilime doğru

Hüseyin istiyor bilime gidek
Bilim adamının elinden tutak
Bilimle oturak bilimle yatak
Yürüyek canlarım bilime doğru

Hüseyin Parlakdemir

 

 

 

 

 

 

 

 

   


Orman Haftası Şiirleri




AĞAÇ DİYOR Kİ

Ben küçücük bir ağacı
Yurdumun bir bahçesinde
Topraklar tüterken gölgem
Dallar da çiçeklensin de.

Her şeyimle yararlıyım,
İnsanoğluna dünyada,
Çiçeğim, yaprağım, gölgem
İri dallı zerdalimle.

Kuşlar mutlu şarkısını
Hep dalımda söylerler,
Şen arılar vızır vızır,
Kokuma koşup gelirler.

Sakın sakın dalımızı,
Çocuklar çekip kırmayın.
Çakınızla gövdemizde
Derin yaralar açmayın.

Halim YAĞCIOĞLU
Yurdumun Ormanları

Yemyeşil hayat taşır,
Yurdumun ormanları.
Ufuklara ulaşır,
Yurdumun ormanları.

Yaş kesmek zulüm size,
Hak değil ölüm size,
Varmıyor elim size,
Yurdumun ormanları.

Sizi kesen kalır aç,
Ölümde bile muhtaç,
Kefenden önce ağaç,
Yurdumun ormanları.

Küçükse de yaşımız,
Yolundadır başımız,
Yarın can yoldaşımız,
Yurdumun ormanları.

Mehmet İhsan BULUR
AĞAÇ ve UYGARLIK



Yeter uyuduğun asırlar boyu,

Aç artık şu gözlerini haydi aç!

Yağıyorken bunca yağmur, bunca kar,

Ah! Şu yamaçlar hâlâ, niçin kıraç?



Kuşlar şarkı söyler hüzünden ırak,

Yeşile durduğu gün şu karşı yamaç.

Ölçü diyorsan; gökdeleni bırak,

Uygarlık timsali dikilen ağaç!



Mehmet EROL
Ormanlar

Kuşlar öter dallarında,
Çiçekler açar,
Kaynaşır bağrında bin bir renk;
Güzelliğimizdir ormanlar.
Konuk eder yıldızları,
Bulutları sağar,
Temiz hava, bol güneş,
Soluğumuzdur ormanlar.
Okuruz ya masalları, şiirleri,
Yazarız ya ak kağıtlara,
İçimizde bir ırmak akar;
Kitabımızdır ormanlar.
Kuş, geyik, ceylan
Ve yedisinden yetmişine dek
Tüm insanlar
Paylaşırız meyvelerini;
Besinimizdir ormanlar;

M.Güner DEMİRAY

ORMAN

Kestane, gürgen, palamut
Altı yaprak, üstü bulut.
Gel burda sen, derdi unut.
Orman ne iyi, ne iyi,
Aman ne iyi, ne iyi !
 
Dallar kol kola görünür,
Yaprak yaprağa sürünür,
Kışın karlara bürünür
Orman ne güzel, ne güzel,
Aman ne güzel, ne güzel !
 
Ormanda kuşlar, böcekler,
Yavru ceylanlar emekler,
Açar yedi renk çiçekler,
Orman ne büyük, ne büyük,
Aman ne büyük, ne büyük !
 
Çamın, yaprağı dökülmez,
Gürgenin kolu bükülmez,
Ağaç dibinden sökülmez.
Orman ne canlı, ne canlı,
Aman ne canlı, ne canlı !
 
İzin vermeyiz kırmana,
Dayanamayız vurmana,
Baltayı sokma ormana,
Orman ne mutlu, ne mutlu,
Aman ne mutlu, ne mutlu !
 
Git, git sona varamazsın,
Kuşak olsan saramazsın,
Dalını koparamazsın,
Orman ne sonsuz, ne sonsuz,
Aman ne sonsuz, ne sonsuz !

İlhami Bekir TEZ

ORMAN

Gölgesi serindir, havası taze,
Yeşil yaprakları zümrüt yelpaze.
Yazın ortasında istersen bahar.
Bir gün ormanda kal aksama kadar.
 
Tertemiz bir hava dolar içine.
Her yer ne hoş kokar: çiçek, reçine.
Cıvıldaşır türlü kuşlar bir yanda
Buz gibi kaynaklar var ormanda.
 
Ağaçlar uğuldar, estikçe rüzgar.
Gönlümüze hayat verir ormanlar...
Ormandır dağlara zümrüt bir örtü,
Ormandır kırların en güzel süsü!...
 
Orman güzellik ve zenginlik demek,
Ormanları sevmek, korumak gerek.
Ormansız memleket çöldür, çoraktır,
Orman bulutlara yeşil konaktır.
Bulutlar burada gelir oturur,
Burada boşanır sağanaklı yağmur...
 
Ormandır sulara söyleyen ninni,
Ormandır, sulara öz anne gibi.
Gölgelikte doğup büyür dereler,
Yazın suyu, orman korur ve besler...
 
Ormanlar yapraktan bir engin deniz,
Burada yıkanır hava tertemiz.
Orman sağlık, hayat dolu bir kaynak,
Herkese bir ödev onu korumak...

Zeki TUNABOYLU

AĞAÇ SEVGİSİ

Kucak açarsın herkese
Bu dost, şu düşman demeden
İyilik yaparsın herkese
Bir karşılık beklemeden.
 
Güzel yurdumun süsüsün
Bulutlara dal uzatan
Kuru, yeşil örtüsüsün
Gölge veren, dal uzatan,
 
Ne kadar çok çeşidin var
Elma, armut, meşe, kavak
Tatsız geçer sensiz bahar
Sensiz toprak olur kurak.

M. Necati ÖNGAY

AĞAÇ DİYOR Kİ

Ben küçücük bir ağacı
Yurdumun bir bahçesinde
Topraklar tüterken gölgem
Dallar da çiçeklensin de.
 
Her şeyimle yararlıyım,
İnsanoğluna dünyada,
Çiçeğim, yaprağım, gölgem
İri dallı zerdalimle.
 
Kuşlar mutlu şarkısını
Hep dalımda söylerler,
Şen arılar vızır vızır,
Kokuma koşup gelirler.
 
Sakın sakın dalımızı,
Çocuklar çekip kırmayın.
Çakınızla gövdemizde
Derin yaralar açmayın.

Halim YAĞCIOĞLU

Atatürk Şiirleri

MUSTAFA KEMAL'İ DÜŞÜNÜYORUM; 

Mustafa Kemal'i düşünüyorum; 
Yeleleri alevden al bir ata binmiş
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri.
Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda,
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri.

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında 
Destanlar yaratıyorlar cihanın görmediği 
Arkasından dağ dağ ordular geliyor
Her askeri Mustafa Kemal'i gibi

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel 
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
Al bir ata binmiş yalın kılıç 
Koşuyor zaferden zafere...

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Ölmemiş bir kasım sabahı!
Yine bizimle beraber her yerde
Yaşıyor dört köşesinde vatanın,
Yaşıyor damar damar yüreklerde. 

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda;
Mavi gözleri ışıl ışıl, görüyorum. 
Uykularıma giriyor her gece.
Ellerinden öpüyorum.

Ümit Yaşar OĞUZCAN

ATATÜRK

 

Yapraklar dökülür kasımlarda,

Yeller uğuldar vadilerde, ne çıkar,

Bir özgürlüksün çağlara en güzelinden,

Sen bayrak bayrak fikirsin,

Ölüşün diriliştir yeniden.

Başak saçlarında Anadolu'm,

Gözlerinde yurdumun denizleri,

Sen yarınlara uzanmış ışık,

Savaşta kartal, barışta defne çelengi,

Sen sonu yenmiş zamansın.

Sende çarpar, sende düşünür Türkiye'm,

Sende büyür kucaklar,

Ulusun beyni, toprağın yüreği,

Kemal Paşam, Atatürk'üm !

Sen mayıslarda doğan güneş,

Evrenimin sabahı, damarımın kanı,

Sen mavilerde yeşeren yapraksın,

Bir yolsun sevgi, sevgi

Sen her mevsimde açan baharsın !

ATATÜRK

 

Adını adımdan önce,

Heceledim, öğrendim,

Duvarları, kitapları,

Senin resminle beğendim.

 

Binbir biçim içinden,

Bir anda seçerim yüzünü,

Kimse alamaz içimden,

Gözlerinin gündüzünü.

 

Bütün bildiklerimden, daha yakınsın yüreğime,

Alfabeyi hecelerken,

"Atatürk" yakıştı elime.

 

Seni yazdım, okudum,

Seni belledim yürekten,

Her törende birlikteyiz,

Daha iyi anladım her yıl,

Açıldıkça düşüncelerim,

İlk sevgim büyür, büyür de,

Seni daha da severim.

 

Her yön sen olursun sen,

Kitap, tren, şapka, kravat,

Sen Türkiye'mi uçuran,

En büyük tanrısal kanat.

 

Her On Kasım'da gözlerimiz,

Bir daha ağlarken sana,

Bir kez daha inanırız,

Her yerde yaşadığına.

          İbrahim Zeki BURDURLU

ATATÜRK GÜLÜMSEDİ

Atatürk gülümsedi öğretmenim

Biz sınıfa girince

Dağıldı kara bulutlar

Açıldı gonca.

 

Baktı ki okul yenidir

Siz yenisiniz, düşünceler yeni

Atatürk gülümsedi öğretmenim

Saklıyamadı sevincini.

 

Baktı ki gençsiniz, bilgili

Eğitiyorsunuz yolunca, yöntemince

Atatürk gülümsedi öğretmenim

Sevindi onca.

 

Baktı ki karışmış aramıza,

Çiziyorsunuz yolu,

Atatürk gülümsedi öğretmenim

Gözleri dolu dolu.

Anlaşılan bütün yaz.

Atatürk gözünü kırpmamış,

Çünkü boşmuş sıralar,

Çünkü harf okunmamış.

 

Kapkara bulutlar inmiş

Işıklı gözlerine.

Bora gibi, fırtına gibi Atatürk'üm

Sanırım yönelmiş bilgisizliğe.

 

Ama baktı ki gün doğmuş,

Bir koşu varmışız okula

Özlemle açılmış kitaplar,

Bir iştah, kızda oğlanda.

 

Baktı ki zil çalmış,

Sınıfa girmişsiniz

Bütün bakışlar sizde

Günaydın demiş

Derse başlıyorsunuz

Sımsıcak bir sevgi gözlerinizde.

Baktı ki Türkiye'si Türkiye'miz

Aydın ufuklarda yürüyor hızla.

 

Atatürk gülümsedi öğretmenim

Övünüyor bizle.

Dağıldı kara bulutlar

Biz sınıfa girince.

 

Atatürk gülümsedi öğretmenim

Kürsüde kendini görünce.

                                            Talat TEKİN

ATATÜRK

Düşmanların elinden

Bizi kurtaran sensin.

Bu toprağı yeniden

Özenle kuran sensin.

 

Ünümüzü dünyaya

Mertçe duyuran sensin.

Gündüz gün, gece aya

Benzer kahraman sensin.

 

Adını büyük, küçük

Anıyoruz her zaman,

Adı büyük Atatürk

Anlı şanlı kahraman.

 

Nabzımızda atansın

Ey ! ölmeyen atamız.

   

Mehmet Akif Ersoy Şiirleri

BİR BAYRAK RÜZGAR BEKLİYOR(8)

 

Şehitler tepesi boş değil,

Biri var bekliyor.

Ve bir göğüs, nefes almak için;

Rüzgar bekliyor.

 

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;

Yattığı toprak belli,

Tuttuğu bayrak belli,

Kim demiş meçhul asker diye?

 

Destanını yapmış,kasideye kanmış.

Bir el ki;ahretten uzanmış,

Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!

 

Öpelim temizse dudaklarımız,

Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.

Rüzğarını kesmesin gövdeler

Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar,kasideler.

 

Geri gitsin alkışlar geri,

Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!

Ona oğullardan,analardan dilekler yeter,

Yazın sarı,kışın beyaz çiçekler yeter!

 

Söyledi söyleyenler demin,

Gel süngülü yiğit alkışlasınlar

Şimdi sen söyle söz senin.

Şehitler tepesi boş değil,

 

Toprağını kahramanlar bekliyor!

Ve bir bayrak dalgalanmak için

Rüzğar bekliyor!

Destanı öksüz ,sükutu derin meçhul askerin.

 

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye

Yattığı toprak belli,

Tuttuğu bayrak belli,

Kim demiş meçhul asker diye?...

 

Arif Nihat Asya

 

 

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ(7a)

 

Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı.

Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

 

Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona.

Küçümsemem ama, benzetirim şişirilmiş bir balona.

 

Marşımız kahramanlar destanı. Gönülden oku, benimse!

İstiklali, hürriyeti, ruhu anlatır bu marş benimse.

 

Milletin tarih ve ülküsünü bu nesle yansıtan değer.

Dillerin, kalplerin coştuğu bu dizeler her şeye değer.

 

Bir sestir o, Hakkı; istiklâli, direnci haykıran bir ses.

Bütün zaferlerimizi, mısra mısra soluklayan nefes.

 

Şahlandırır Milli Mücadele ruhunu, ortaya döker.

Vatanıma saldıran köpeğin dişlerini kökünden söker.

 

Bedir aslanına denk Mehmetin, Fatihin, Yavuzun sesi.

Bu gönülden kükremeyi duyan hainin kaçar neşesi.

 

Başka İstiklal Marşını Allah, bu millete yazdırmasın.

Vatanımda düşmanlara kendi mezarını kazdırmasın.

 

Necmi Ünsal

 

 

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ(7b)

Çekilen tetiklerden, kaynayan hedeflerden,

Bir marş yarattı Akif, o yiğit yüreğinden

Bağımsızlık türküsü, kurtuluşun destanı,

Bu ne yüce deyiştir, söyle yaşat atanı.

 

Kurtuluş günlerine şairce bir bakıştır.

Toplumun yüreğinden inançla haykırıştır.

Coşkulu söyleyelim, inlesin dağlar taşlar!

Marşımızı söylerken, yücelir tüm yurttaşlar.

 

Kötü talihimizin tersine döndüğünde,

Saldıran bileklerin güçle büküldüğünde,

İstiklâl Marşı doğdu, sonra da bestelendi,

Milletçe bir ağızdan coşkuluca söylendi.

 

Yeniden dirilişin ve yeniden doğuşun, .

Şahlanan destanıdır o milli 'kurtuluşun.

Damarımızdaki 'kan, bileğimizdeki güç,

Bu ulusal sesleniş, bu ulusal bir övünç!

 

Cesur ulusumuzun gönlüne doğdu bu marş,

Bu bizim marşımızdır, söyle, haykır arkadaş!

Bizlere güç vermekte birlikte söylendikçe,

Yüreklice söyleriz, haykırırız erkekçe!

 

BAYRAK (6)

 

Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!

Işık ışık, dalga dalga bayrağım,

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

                                 

Sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım.

Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım.

 

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...

Gölgende bana da, bana da yer ver!

Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.

Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

 

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.

Kızıllığında ısındık,

Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.

Gölgene sığındık.

 

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;

Barışın güvercini, savaşın kartalı...

Yüksek yerlerde açan çiçeğim;

Senin altında doğdum,

Senin dibinde öleceğim.

 

Arif Nihat ASYA

 

 

YENİ DEVLETİN ULUSAL MARŞI(4)

 

Yirmi Üç Nisan günü

Yeni meclis açıldı

Egemenlik hakları

Tüm ulusa verildi.

 

Ay yıldızlı Bayrağım

Göklerin süsü oldu

Tüm yolumuz aydınlık

Bahtımız açık oldu

 

Yeni Türk Devletinin

İstiklâl Marşı yoktu

Marş yazacak olaylar

Bu ulusta pek çoktu

 

Eğitim bakanımız

Sayın Hamdullah Suphi

Ulusun özlediği

Yarattı ortak ruhu

 

Marş güzel olsun diye

Yarışma düzenlendi

Seçilen tüm şiirler

Dikkatle incelendi

 

Ödüllü bir yarışa

Âkif katılmamıştı

Böyle kutsal bir işten

Para istememişti

 

Kurulan komisyona

Yüzlerce şiir geldi

Bunların içeriği

Bekleneni vermedi

 

Bunun için Âkif'ten

Marş yazması istendi

Bu ulusun ruhunu

O da iyi bilendi

 

Türk'ün inanç gücünü

Bu marş getirdi dile

Ölümü yendi Âkif

İstiklâl Marşı ile

 

Meclisin kürsüsünden

Tam üç defa okundu

Bütün vekillerimiz

Kalktı ayakta durdu

 

O günkü bakanımız

Hamdullah Suphi idi

Marşımızı okurken

Ne de görkemli idi

 

Gür sesiyle okudu

İstiklâl Marşımızı

Dik tutmaya başladık

O günden başımızı

 

Bin dokuz yüz yirmi bir

Mart ayının birinde

Alkışlar kopuyordu

Ulusun Maclisinde

 

Marşımızı dinlerken

Tüm ruhlar doldu taştı

Âkif'le Tanrıöver

Saygınlığa ulaştı

 

Yüce Büyük sanatçı

Mehmet Âkif Ersoy'la

Türklük ayağa kalktı

Yazdığı kutsal marşla

 

Bayrağım al bayrağım

Türk dünyası bayrağım

Önünde boyun büktü

Dost ve düşman bayrağım

 

Bizlere güneş oldun

Aydınlandı dünyamız

Helal olsun hep sana

Dökülen kanlarımız!

 

 Kemal KAHRAMANOĞLU

 

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ

 

Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı.

Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

 

Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona.

Küçümsemem ama, benzetirim şişirilmiş bir balona.

 

Marşımız kahramanlar destanı. Gönülden oku, benimse!

İstiklali, hürriyeti, ruhu anlatır bu marş benimse.

 

Milletin tarih ve ülküsünü bu nesle yansıtan değer.

Dillerin, kalplerin coştuğu bu dizeler her şeye değer.

 

Bir sestir o, Hakkı; istiklâli, direnci haykıran bir ses.

Bütün zaferlerimizi, mısra mısra soluklayan nefes.

 

Şahlandırır Milli Mücadele ruhunu, ortaya döker.

Vatanıma saldıran köpeğin dişlerini kökünden söker.

 

Bedir aslanına denk Mehmetin, Fatihin, Yavuzun sesi.

Bu gönülden kükremeyi duyan hainin kaçar neşesi.

 

Başka İstiklal Marşını Allah, bu millete yazdırmasın.

Vatanımda düşmanlara kendi mezarını kazdırmasın.

 

Necmi Ünsal

 

 

 

 

İSTİKLÂL MARŞINI DİNLERKEN

Borazanbaşı, borazanbaşı

Akşamları batan güneşe karşı

Alışılmış bir ibadet gibi

Çaldığınız o İstiklâl Marşı

Yıllardır her kulakta yer etmiş

Gür nağmeleriyle tutanken arşı

Az rastlanır bir huşu içinde

Ayakta dinleriz bütün çarşı

Hayal »gibi, vehim gibi bir şey

Sanki memleketin dağı taşı

En sadık bekçisi tarihimin

Kesilir ansızın şehit naşı.

Bir meçhul askerler mahşeriyle

Hatırlatır o yaman savaşı.

Yanık türkülerinden biliriz

Yemen Çölü'nü, Sarıkamış'ı

Kurduna kuşuna sor söylesin

Neydi Türk'ün o günkü telâşı?

Karalar giymiş Anadolu

Kan bir yandan, bir yandan gözyaşı

Sürmedi çok şükür o(kıyamet

Gecenin 'birinde fecre karşı

Güneşten evvel doğdu ufukta

Mustafa Kemal'in altın başı.

Cahit Sıtkı TARANCI

 

 

ANTAKYA'DAN GELEN MEKTUP

İstiklâl Marşı'yla çınlayan dağlar;

Bak bulut hudut boyunda görünmez oldu.

Yurdumun rengini andıran bağlar;

O zümrüt yeşile bürünmez oldu.

Yusuf MARDİN

 

 

ELVEDA

Elveda karıcığım elveda...

Bu sevda

Başika sevda,

Yurt aşkı derler buna...

İnan ki.

Senden Önce, onundur neyse bütün varım.

Artık, bol ışıklı bir yarma

Şarkı söylesin çocuklarım,

Ve bundan böyle,

Boş kalan yastığıma

On aylık oğlum koysun başını.

Ve sen ona,

Adından önce öğretmelisin kancığım

İstiklâl Marşı'nı       

Rıza Polat AKKOYUNLU

 

 

MEHMET AKİF

(Marşın) okunurken vatanın her bir ucunda,

Bin meş'ale yanmakta, ilahı avucunda.

(Marşında) bir umman kesilen devreye girdin!

Mehmetçiğin imanını (hep vecde getirdin!

 

Yükseldiğin iklim, bulut ermez tepelerdir,

Ruhundaki yıldız, güneşlerden eserdir!

Duydukça coşar, vecde gelir (marşını) her yer!

Gök kubbenin altında, kefensiz yatan erler!

Ali Ulvi KURUCU

 

 

İSTİKLÂL MARŞI İÇİN

Seni okuyan coşar, dinleyen duygulanır,

Güvenlice söyleyen yürekten onurlanır.

Her dize bir destandır, Akif'çe yaratılmış,

Her dörtlükte bir 'kavram, İnançla anlatılmış!

 

Bayrağımı çekerken göklere coşkuluca,

Bir ağızdan söyleriz, isteyerek topluca.

İşgallere uğramış 'bu ulusun ıkalemi,

Savaşan bir yürekle anlattı milletini.

 

Milletin özgürlüğü dize dize işlendi,

Akif'in kaleminden kahramanluk dillendi.

Batının zırhlarına açtı yiğit bağrını,

Cennete benzeterek, anlattı vatanım!

 

Akif (ki dizelerde 'kurtuluşu yaşattı,

İnançla seslenişle, yeni bir marş yarattı.

Yalvardı bayrağına "dalgalan" ve "coş" diye.

Bu millî marşımızı etti bize hediye

 

Bu yalnız bir marş değil, kurtuluşun destanı,

Ezgi ve şiirinden marşını iyi tanı!

Vatandaşa güç veren yüksek moral kaynağı,

 Söylendikçe coşmakta göklerde Türk Bayrağı.

 

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ

Çekilen tetiklerden, kaynayan hedeflerden,

Bir marş yarattı Akif, o yiğit yüreğinden

Bağımsızlık türküsü, kurtuluşun destanı,

Bu ne yüce deyiştir, söyle yaşat atanı.

 

Kurtuluş günlerine şairce bir bakıştır.

Toplumun yüreğinden inançla haykırıştır.

Coşkulu söyleyelim, inlesin dağlar taşlar!

Marşımızı söylerken, yücelir tüm yurttaşlar.

 

Kötü talihimizin tersine döndüğünde,

Saldıran bileklerin güçle büküldüğünde,

İstiklâl Marşı doğdu, sonra da bestelendi,

Milletçe bir ağızdan coşkuluca söylendi.

 

Yeniden dirilişin ve yeniden doğuşun, .

Şahlanan destanıdır o milli 'kurtuluşun.

Damarımızdaki 'kan, bileğimizdeki güç,

Bu ulusal sesleniş, bu ulusal bir övünç!

 

Cesur ulusumuzun gönlüne doğdu bu marş,

Bu bizim marşımızdır, söyle, haykır arkadaş!

Bizlere güç vermekte birlikte söylendikçe,

Yüreklice söyleriz, haykırırız erkekçe!

 

BİR BAYRAK RÜZGAR BEKLİYOR

 

Şehitler tepesi boş değil,

Biri var bekliyor.

Ve bir göğüs, nefes almak için;

Rüzğar bekliyor.

 

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;

Yattığı toprak belli,

Tuttuğu bayrak belli,

Kim demiş meçhul asker diye?

 

Destanını yapmış,kasideye kanmış.

Bir el ki;ahretten uzanmış,

Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!

 

Öpelim temizse dudaklarımız,

Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.

Rüzğarını kesmesin gövdeler

Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar,kasideler.

 

Geri gitsin alkışlar geri,

Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!

Ona oğullardan,analardan dilekler yeter,

Yazın sarı,kışın beyaz çiçekler yeter!

 

Söyledi söyleyenler demin,

Gel süngülü yiğit alkışlasınlar

Şimdi sen söyle söz senin.

Şehitler tepesi boş değil,

 

Toprağını kahramanlar bekliyor!

Ve bir bayrak dalgalanmak için

Rüzğar bekliyor!

Destanı öksüz ,sükutu derin meçhul askerin.

 

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye

Yattığı toprak belli,

Tuttuğu bayrak belli,

Kim demiş meçhul asker diye?...

 

Arif Nihat Asya

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   
Reklam

Üye Giriş Formu

Şu anda 494 ziyaretçi çevrimiçi