Paşa Nahiyesi : Köprü’nün Güney taraflarını içerir. Buna Yumrutaş nahiyesi dendiği halde Taceddin paşa çiftliği olduğundan ‘Paşa Nahiyesi’ denmiştir. Toprak ve Akören Bey’ler bu nahiyeden olup kendi adlarıyla anılan köyleri bulunmaktadır. Gedekara’daki Simre’de bu nahiyeye bağlıdır. Daha önce nahiye olan bu Simre’nin adı Bayram köyü idi. Amasya’da anadolu nazırı olan İşboğaniyin Abuşka’nın malikanesi bu simredir. Yeşbeği köyünün adının İşboğa’dan geldiği kayıtların incelenmesinden anlaşılmıştır. Danışmentliler’den Sultan Kemal bu simrede oturmuştur. Osmanlı’nın meşhur vezirlerinden Kabalalı Mustafa Paşa bu nahiyeye bağlı Akören köyündendir.
Köyde Tacettin Paşa'ya ait konak kalıntıları(Kaş mevkki) ve hamam bulunmaktadır.Köy ve çevresinde yapılan değişik kazılarda da eski yunan ve Hitit dönemine ait altın sikke ve heykelcikler bulunmuştur.Halen köy çeşmesini oluşturan taş duvarlarda eski yunan(Rum)yazılı tabletleri bulunmaktadır.Ancak değişik dönemlerde bu taş tabletler ya çalınmış yada tahrip edilmiştir. Köyün 2 km aşağısında "Evkaya" adı verilen ve kim tarafından yapıldığı bilinmeyen bir yapı bulunmaktadır.Çok büyük bir kayanın içerisi oyularak bir oda haline getirilmiştir.Bu oda içerisinde taştan yatak vw ocaklık(ateş yakma yeri) bulunmaktadır.Ancak günümüzde bu da diğer yapılar gibi korunamamış tahrip edilmiştir.Köy (Vezirköprü'de olduğu gibi 1695 yıllarındaki Celali is - yanları sırasında sık sık baskına uğramış yağmalanıp yıkılmıştır. Bu nedenle insanlar kalelere sığınma ihtiyacı duymuş bu nedenlerle yapıldığı tahmin edilmektedir.

GELENEKLERİMİZ
Köyde bayramların bir başka önemi vardır. Bayramdan birkaç gün önce çalışmaya giden gençler geliyorl ar. Bayram günü namazdan sonra camiinin önünde yaş sırasına göre eller öpülür ve bayram kutlanır . Bazen camiinin önünde toplanan yemekler yenir. Bu gelenek son yıllarda yavaş yavaş k aybolmaktadır . Bay ram günü hasta ziyaretleri yapılır, yaşlı kadınların elleri öpülüp bayramları kut la nır.
Köyde görücü usulü ile evlenme vardır. Birkaç defa dünürlüğe (Buna halk arasında Ciscilik denir) gidildikten sonra, köyden 8-10 kişi ile kız evine gidilip yemek yenir. Kız evi isteklerini içeren bir listeyi oğlanın yakınlarına verir. Bu listede kıza ne alınacaksa yazılıdır. Daha sonra takılar belirlenir , dua yapılır. Ertesi gün kadınlar toplanır, nişan töreni yapılır. Nişanlılık süresince birbirlerini görmezler.
Düğünler Pazar günü yapılır. Vezirköprü’nün pazarı olan Pazartesi günü OKUNTU (Danışık) denilen davet yapılır. Yakın köylere, hısım ,akraba ve arkadaşlara erkek ve kız tarafı davetiye dağıtır. Köy içindekilere de şeker dağıtılır. Cumartesi günü köye davulcu gelir akşam köy meydanında ateş yakılır. Gençler ve çevreden gelen misafirler halay çekerler, çiftetelli oynarlar. Bu arada elekcuğa denilen orta oyununu oynarlar.
Pazar sabahı horoz yarışı denilen, takriben 200-400metrelik koşu yapılır. Birinciye bir horoz ikinciye bir havlu ve üçüncüye mendil verilir. Düğün sahibinin evine gelinir, damada takı takılır. Eğer kız da aynı köyden ise kız evine gidilir. Misafirler konak evine gidip yemek yerler. Bu sırada kadınlar da kız evinde toplanır ve geline takı takarlar.
Öğlen yemeğinden sonra kız evine gidilip geli n a lınır ve erkek evine getirilir. Yolda arabanın önünü kesen çocuklara bahşiş verilir. Oğlan evinin önüne bir nişan dikilir. Nişancı ve avcılar tüfekle ateş ederler ve hedefi vurana duruma göre kuzu, kaz, horoz ,hindi gibi bahşiş verilir. Düğün damadın sırtı yumruklanarak gerdek evine sokulmasıyla biter.