SINIFÖĞRETMENİM.COM

Okul Öncesi, İlkokul, Ortaokul, Lise Tüm Dersler © 2020 Üyelik Gerektirmez



ANADOLU BEYLİKLERİ

TÜRKLER, TÜRKİYE adını verdikleri Batı Asya’nın bu bölgesine kesin olarak yerleşmeden önce çağlar boyunca, Asya’nın doğu bölgelerinden, Orta Avrupa’ya kadar göç ettiler ve batıya doğru yürüyüşlerinde, bugün hala mevcut olan izleri görülen ırkı ve lisanı kitlelerine gittikleri yerlere  yerleştirdiler.

Merkezi iktidarın yıpranmasıyla Uçlarda kurulmuş Uç Beylikleri muhtar olduklarının farkına vardılar:XIII.Asrın sonundan itibaren onlar Selçukluların hakimiyetinden kurtulurlar.Moğollara gelince, bu çağda Anadolu’nun tayinle gelen hükümdarları ve onların umumi valileri Kayseri’yi merkez seçerler, onlar gerçekten sadece ülkenin doğu kısmıyla ilgilenirler. Buna göre, bağımsız beyliklerinin güney kuzey ve özellikle batıda alabildiğine yayılmaları bundandır.

Bununla birlikte bu beylikler hücum isteklerini belli etmeden, Moğollara karşı kafi derecede açık olarak tavır almış gibi geliyor; onlar daha çok Bizanslılara karşı veya Türk komşularına karşı harekete geçerler;bu mücadeleler Anadolu’da, beyliklerinden birinin diğerlerine üstünlük kuruncaya kadar devam edecek bir karışıklık meydana getirirler: Bu beylik bir asırdan az bir sürede ülkenin batı kısmında nüfusunu kabul ettirecek Osmanlılar olacaktır; fakat ciddi bir olay(olarak)Osmanlı Sultanı I. Beyazit’in Timur’un Moğol kuvvetlerinin önünde 1402’de Ankara’da yenilmesi Anadolu’da hakimiyet probleminin pek çok seneler için çözümü meselesini yeniden ortaya koyacaktır.

Batıdaki Beylikler: Bizans Dünyasıyla temas halinde olan bu beyliklerdir;yeterince kabına sığmayan bu beylikler hasmına sürekli hırpalarlar ve bazıları donanma bile teşkil ederler, bunların   sayesinde onlar Osmanlı akınlarına başlangıç olarak, Avrupa kıyılarına baskınlar yaparlar. Dağınık durumdaki onlar, batının 1930’ da yegane hakimi olan Osmanlılar tarafından ard arda fethedilmişler veya ilhak edilmişlerdir.Beyliklerden en önemlileri şunlardır:Balıkesir bölgesinde Karasi, Manisa bölgesinde Saruhan, Birgi ve bir zaman İzmir bölgesinde Aydın,Muğla bölgesinde Menteşe Afyon Karahisar’da Sahüb Ata, Eğirdir-Antalya’da Hamid ve bilhassa Germiyan (oğulları gibi) .Önce Malatya’da sonra XIII. Asrın sonuna doğru Kütahya ve Denizli’de yerleşmiş Germiyanlılar, önce Bizanslılar, sonra komşu beyliklerin zararına topraklarını büyütürler. XIV. Yüzyılın başında Yakup Bey idaresinde Beylik güçlü ve korkutucu bir Devlet şeklini alır;fakat halefi Mehmed, babasının fethettiklerinden bir kısmını Bizanslıların darbeleri altında kaybeder. Oğlu Süleyman Şah Osmanlılar ile anlaşmasına rağmen arkasından gelen hükümdar II.Yakup, onlara karşı çarpışır. 1390’da I. Beyazid Germiyan topraklarını zapt eder ve II Yakup’u hapse attırır. Adı geçen bu 1399’da gizlice kaçar, 1402’de iktidarı ele geçirir ve sonradan Osmanlıların himayesi altına yeniden geçer ki onun ölümü üzerine ülke 1428’de kesin olarak ilhak edilir.

Kuzeydeki Beylikler: Osmanlıların etki alanından artık uzaklaşılır, onlar, sözü geçen devletin karşısında çok uzun zaman bağımsızlıklarını beklerler, fakat ister XIV.asır sonunda, ister XV. asrın başında olsun yenilmeleriyle  son bulurlar. Onlar İsfendiyarlılar, Pervaneliler ve Ertenalılar olmak üzere üç tanedirler.

İsfendiyarlıların ilk hükümdarı Şemsettin Candar, Moğollara verdiği hizmetlerin karşılığı olarak, Kastamonu bölgesini aldı. Oğlu Süleyman, 1322’de Sinop bölgesi (olan) pervaneli toprağını, sonra Safranbolu bölgesini (ülkesine) katar. Üçüncü halefe Kötürüm Beyazid, 1385’de Kastamonu’yu geçici olarak işgale girişen Osmanlılar  ile düşmanlıklar açmıştır; oğlu İsfandiyar sağlam bir şekilde Beyliği yeniden kurar fakat ikinci halefi XV. asrın ortasına doğru topraklarını Osmanlılara terk etmek zorunda kalmıştır.

1327’de Moğol hükümdarı Timurtaş Mısır’a giderken Orta Anadolu‘daki görevini emirlerinden biri olan Ertena’ya bıraktı. Adı geçen pek yakında önce Sivas, sonra Kayseri merkez olan bağımsız bir devlet kurar. Ancak torunu Ali Komşu Karaman Beyliği’nin ilerleyişine karşı koymada güçlük çektiğinden Sivas’a iltica eder. 1380’de ölümü üzerine Vezir Burhanaddin Ahmet iktidarı ele geçirir, Ali’nin akrabalarına, Mısır Memlüklülerine ve Osmanlılara (karşı) ard arda zafer kazanır. Fakat o 1397’de ölür ve Sivas’ın sakinleri kendilerini Osmanlıların sorumluluğuna bırakırlar.

Güneydeki Beylikler: Kilikya Torosunun her iki tarafına üç Beylik-Karaman, Dulkadir ve Ramazanoğulları yerleşmişlerdir.

Bütün Anadolu’nun en önemlisi Karaman Beyliğidir; Osmanlılara en çok mukavemet göstereni budur; hükümdarlarından biri Şemseddin Mehmed, Selçuklular ve Moğollar’a karşı başarıyla mücadele eder, 1277’de Konya’yı ele geçiri, hamisi tarafından öldürülen II  Keykavus’un oğlu olduğunu iddia eden Cimri’yi sultan olarak oraya yerleştirir. XIV. Asırda Moğollara karşı bazen başarı ve bazen başarısızlıklardan sonra Karamanlılar 1327’de istiklallerini kazanırlar. Alâeddin (1357-1396) Hamid topraklarının bir kısmını ilhak eder, Sivas’daki Burhaneddin, Germiyanlılar ve Osmanlılara karşı mücadele eder. I. Beyazid tarafından yenilir ve öldürülerek, Beyliği Osmanlıların Tarihi’ne karışır.

Haput ve Malatya bölgesinde Dulkadır ve Adana ve Sis Bölgesinde Ramazan Beyliklerine gelince;Onlardan yalnız birincisi 1515’de ve ikincisi XVII. Yüzyılın başında Osmanlı eyaleti olacaklardır.

Osmanlılar soyları ve başlangıçları: Bu konuda esas olan görüş Osmanlı hanedanının aslının Kayı kabilesi Oğuz soyundan gelmiş olduğudur. Bu kabile ister Selçuklular zamanında ister daha geç olarak XIII. yüzyılının birinci yarısında Moğollar tarafından batıya doğru sürülmüş, doğudan gelmiş bir kabiledir. Kabilenin ilk beyleri Anadolu’da az tanınmışlardır: nakiller ve şifai rivayetlere kadar çok karışıktır ki, birkaç asır sonra, Osmanlı Sultanları kendi tarihlerini birkaç asır sonra yazdırdıkları için nakiller ve sözlü rivayetler karışırlar. Hanedanlarının tarihlerini yazdırırlar, şüphesiz (bu) düzenli tarihleridir. Bununla birlikte Hüsameddin çoban, Gündüz Alp ve Gökalp’ın isimleri bilinir. Gündüz Alp’ın oğlu Ertuğrul, I.Alâeddin Keykubad’ın askeri komutanlarından bir olması muhtemeldi. Bizanslılar üzerine kazandığı başarıların ardından Bizanslılara karşı sınır bölgesini savunma göreviyle Söğüt bölgesini ve ehli tımar olarak alır. Ertuğrul 1290’a doğru Savcı, Gündüz ve Osman isminde üç oğul bırakarak öldü; babasına halef olan bu sonuncusudur; belki o, din uğruna savaşan Gaziler birliğine dahildir; sözlü rivayetler evlenmesi ve kayınpederi Şeyh Edebali’nin etkisi altında olduğunu ısrarla belirtirler; Din çevrelerin etkisinin bir tepkisinin bir tepkisini orada görmek muhtemeldir.

Osman Bizanslılara karşı Batı’ya doğru yetki alanını genişletmek için taarruz edecek. 1291’de Karacahisar, sonra İnegöl, Bilecik, Yarhisar, Germencik, Köprühisar ve Yenişehir’i zapt eder. 1291’den itibaren kendi adına Karacahisar’da hutbe okutur. Belki o; aynı tarihte Selçuklu Sultanı’nında unvan bile almıştır. Toprağını ve nüfusunu durmadan çoğaltır. O cihadın mücahidi olduğu için Bizans’a karşı yürüttüğü mücadele, ona, Müslüman Anadolu’nun diğer bölgelerinden gelmiş mücahitlerin desteğini sağlar. Bu takviye kuvvetler sayesinde Bursa ve İznik’e doğru yönettiği taarruzlarına u iki şehrin yolu üzerinde bulunan Gebze ve Akhisar’ı zapt etmeyi başararak, devam edebilir.

1317’de Osman’ın (babasının) arkadaşlarının yardımıyla Sakarya Vadisini geçerek Bursa yakınlarını Savunma yerleri fetheden oğlu Orhan’a Ordunun komutasını bırakır. Nihayet, 1326’da şehrin alındığı sırada daha doğuda olan Bolu da düşer. Bu fetihten az sonra, Osman ölür ve oğlu onu başkent yaptığı Bursa’ya defnettirir.

İktidarının başından beri,Osman sadık arkadaşlarından bir guruba etrafında topladı: kardeşleri, oğulları, yeğenleri ve dostları; belki bu gurubun içinde, yeni devletin batıya doğru yayılmasını propagandalarıyla destekleyenler bile vardır ve yine o kendisine çeker; her taraftan topladığı muhariplerin sayısı şüphesiz çok değildir.   Fakat bunlar kararlı savaşçılardır.

Orhan babası tarafından başlanmış fetihler serisine devam eder; Ayrıca,o,içeride idareyi düzene sokarak,gerçek Osmanlı Devleti’ni kurmak şerefine nail olur;o bunda kardeşi Alaeddin’den yardım görür.Tahta çıkışından beri Orhan,batıya ve kuzeye doğru ilerler:İzmit 1326’da,İznik 1330 veya 1331’de düşer.O,Marmara Denizi kıyılarını ulaştırırken,batı komşusu Karesi Beyi’ni oğulları arasındaki bir anlaşmazlıktan bu Beyliğe (1335-1345 ) el koymak için yararlanır. Neticesiz baskınlar ve küçük çarpışmalara rağmen İmparator Kantakuzen ve Orhan arasında o zaman dostça münasebetler kurulmuş gibi görünüyor.Bizans,zaten,beyleri birer küçük deniz filosuna sahip Saruhan ve Aydın Beylikleri’ne özellikle pek çok tehlikeli olan Aydın (oğlu) Umur’a doğru gözlerini çevirdi.Kantakuzen kızı Teodara’yı bile 1346’da Orhan’a verir,buna karşılık Sırplılar’a karşı Osmanlılardan yardım alır,bu vesileyle ilk defa olarak Orhan’ın oğlu Süleyman Avrupa’ya geçer.1349’da Kantakuzen yeniden çağırması ve Türkler’in olumlu cevap vermesi üzerine onlar geçerken Çanakkale bölgesinde yağmaya koyuldular.1353’de İstanbul’da karışıklıklar patlar:Orhan Kantakuzen’e karşı Paleolog’u destekler ve İmparatora destek vermek bahanesiyle 1356’da Çimpe (Çimenlik)yı zapteter.1357’deki bir sarsıntı Süleyman’a güçlük çekmeksizin Gelibolu, İpsala, Bolayır, Koyunhisar, Malkara ve Tekirdağ fethine imkan verir.Ne yazık ki Süleyman ertesi yıl bir av kazasında ölür ve Orhan da 1359’da ölür ve o zaman Osmanlı tahtına geçmek I.Murat’a düşer.

Osmanlı Devleti’nin yönetimi ve teşkilatı Orhan ile aydınlığa kavuşur .Kardeşi Alaeddin bu idarenin başıdır (belki ilk paşa ünvanını taşıyan o olmuştur).1328’de itibaren mutlak bir istiklal sembolü olan yalnız ve yalnız bir ordu kurulur.O zamana kadar onluk, yüzlük ve binlik yaya gruplardan teşkil olmuş bakımlı ve bir birlik mevcuttur;bu birlik kolay tatmin olmaz ve bilhassa disiplinsizdir.Bu zamanda 1330’a doğru Candarlı Kara Halil yeniçerilerden bir birlik kurar,başlangıçta sayısı bin olan askerler ocağı(yeniçeri ocağı), (II.Mehmed Devri’nde ondan 12 bin  ve I.Süleyman Devrinde 20 bin olacak ); ayrıca düzensiz piyade veya azap  birlikleri mevcuttur;Süvari sınıfı,düzenli bir kuvvet sipahi,silahtar,ulufeci ve gureba) ve düzensiz bir kuvvet halinde akıncılar olarak bölünmüştür. P.Wittek Osmanlı ordusunun bu gelişmesinde dünyaya bağlı olmayan fetih için savaşan “Gazi ruhu”olarak çağrılan mücahidi ve dini bir etkiyi görür.Kesin olarak ilk Osmanlılar idaresinde dini ordular alabildiğine gelişirler ve özellikle yeniçerileri yaratan belki yabancı olmayan bu Bektaşilerdir.

Aynı ünvana  sahip Orhan “fetihlerin sultanı,dinin mücahidi” diye çağrılır. 1359’da Orhan’ın ölümünde Osmanlı Devleti o zaman çoktan iyice kurulmuştu; (Onun) gelişmesinin amilleri şunlardır: Coğrafi konumu; komşu devletlerin ihmalkarlığı; Avrupa’ya geçişin kolaylığı; diğer beyliklere göre imtiyazlı durumu, ve Karamanlılar’dan uzaklığı; tanınmış ve eşsiz beyi; Avrupa toprağı üzerinde savaşmak için gönüllülerin çok olması; Selçuklu, Moğol ve Bizans teşkilatlanmaların sonucu; ve Orhan ve onların halefi I. Murad’ın kuvvetli şahsiyeti.

Avrupa’da Anadolu’da yayılma: 1326’ya doğru doğmuş olan I.Murad, babasının sağlığında Bursa yakınında bulunan İnönü Valisi olduktan sonra, 1359’da iktidara kavuşur. (tahta) çıkışından itibaren O, doğuda Ankara Ahilerini ayaklandıran ve onları isyana teşvik eden Karamanlılar tarafından tehtit edilmiştir; fakat bu ayaklanma çabucak bastırılmıştır. Bu bakımdan rahatlayan Murat Avrupa’ya doğru yönelir ve bundan dolayı o,Avrupa üzerine devam eden ilk büyük Fatih olacak;bunun için o, çeşitli Balkan Devletleri arasında,Roma ve Bizans arasında, Venedik ve Cenova  arasındaki rekabetlerden yararlanacaktır.

Tahta çıkışından biraz sonra o Çorku, Demotiko, Gümilcine’yi fetheder;1361 veya1362’de sıra Edirne’dedir, Beylerbeyi Lala Şahin Filippoli ve Sograyı zapt eder: hemen hemen bütün Trakya Osmanlıların ellerine geçer. Bu seferler boyunca sayısız esirler alınmıştır, ve Pencik Kanunu sırada yerleşmiştir:esirlerin  maliyet fiyatının beşte biri tekrar Devlet hazinesine döner.

Türkler’in sürekli yayılmaları karşısında,papa II.Urben ,Macar kralı, Bosna ,Sırp ve Valachie krallarını içine alan ilk ittifak teşkil eder;müttefikler 1363’de Sırp Sındığı yakınında yenilirler ve aynı hareketle Tchimen şehri alınır.Murad, gitgide Batı’ya doğru ilerlemeye muktedir olur;1365’te o, başkenti Edirne’ye yerleşir ve 29 yıl süresinde o, Balkan Avrupa’sında fetihlerini devam ettirir:1371 ‘de Sırpları yener ve Seres, Arama ve Kavala’yı alır; 1375’te Niş’i alır; 1382’de Sofya’yı, 1386’da Selanik’i alır. 1387’de Sırplar ve Bulgarlar  ittifak ederler. Türkleri  Bosna’da yenerler. Murad bu yenilginin öcünü almaya kara verir,büyük bir sefer düzenler ve 20 Haziran 1389’da Kosova’da yenilen Sırplar’a karşı  karşı  yürür: bu savaş sırasında Murad, Sırplı Miloş Obronoviç tarafından şehit edilir.bu sırada ,vezir-i  Azam Ali Paşa Bulgarlar’ı Nicopolis’te ezer; bütün Bulgaristan Osmanlıların hakimiyetine geçer.

Avrupa‘daki toprakların genişlemesi,Anadolu’daki işlerin ihmalini gerektirmez: Murad’ın büyük oğlu Bayezid,1381‘de baba topraklarının büyük bir kısmını çeyiz olarak getiren Germiyan Hükümdarı’nın kızıyla evlenir; Hamit Hükümdarı Beyşehir, Seydişehir, Akşehir, Isparta, Yalvaç ve Karaağaç şehirlerini, Karamanlılar Devleti’nin sınır boylarında kurulmuş bütün şehirleri Osmanlılara satar. I. Murad’ın ölümü üzerine, Osmanlılar Marmara’nın her iki yanına sağlam bir şekilde yerleşirler; Avrupa’da Ege Denizi, Arnavutluk sınırları, Balkan Dağları  ve İstanbul kıyılarına eriştiler.onları Asya’da şimdi Germiyan,Sivrihisar,Ankara, Akşehir, Eğirdir gibi beş sancak veya eyalet olan bütün Anadolu’yu hemen ele geçirirler . Avrupada fethedilmiş bölgeler Osmanlı’ya göre teşkilatlanmıştır, yani batıdaki feodal sistemin doğudaki değişik bir şekli olan Tımar veya zeamet rolünde sipahilere tımar  ünvanıyla emanet (toprak) verilmiştir. Diğer taraftan Hıristiyanlar Voynuklar (isimli) özel (hassa/kapıkulu) kuvvetler birliğinde askere alınırlar.

Öte yandan Hakimiyeti’ni kuvvetlendiren I. Murad ünvanını değiştirmede tereddüt etmez.Orhan emir(el-amirru’l –kebir elmuazzam )veya bey ünvanını alırken,ve bizzat kendisi de Sultanın ortasında bey ünvanını taşır (1378 tarihli İznik Yeşil Cami kitabesine göre), bir başka İznik kitabesine göre (1388 tarihli Nilüfer imareti)kendisine “El-Melikü’l-Muazzamı el-Mukerrem. Sultan b.Sultan...”ki bu unvan bazı ufak farklarla birlikte Osmanlı hükümdarlarının ünvanı olması gerekir.

Yönetime gelince,o artık Vezir’i Azam’ın otoritesi altındadır;bunların ilki Fahreddin Candarlı olması lazım ve sonra onun oğlu Ali Paşa. Selçuklu kuruluşlarına –şimdi Türk kuruluşlarına – şimdi Bizans kuruluşları ilave edilir:Osmanlı Devleti büyük bir yükselme dönemi içine girmiştir.

I. Yıldırım Beyazid: Sonuçlarıyla daha sonra şöyle böyle üzerinde yargı yürütülen bir uygulamayı başlatan I. Beyazid 1389’da tahta çıkışında ilk iş olarak kardeşi Yakup’u öldürtür. Sonra o, babasının eserini devam ettirmeye girişir. Avrupa’da o, antronik paleolok, sonra II. Manuel Paleolok (1390-1391)’un tarih ettiği İstanbul’a müdahele ede; O Sırbistan’ın fethini tamamlar, ki onun hükümdarı Etienne Lazareviç onunla görüşür ve Türk egemenliği altına girer. Diğer Türk birlikleri Valehiye, Macaristan ve Bosna’da akınlar yaptığı sırada o İmparatorla bir anlaşmazlığın ardından yedi yıl boyunca İstanbul merkezine almayı girişir; o, an kaybettiği Selanik’i yeniden alır; Bütün Bulgaristan’a el- koyma 1394 ‘de olmuş bitirmiş.

Yıldırım ünvanı ile alınan Beyazid’in ilerleyişinden endişelenen Macar Kralı Sikisment, ona harp açar ve ona karşı bir harçlı seferi düzenler: Yeni harçlılar 22 eylül 1396’da İznik’te yenildiler, bunun neticesi olarak Mitro Virza düşer, Styir’ye akın olur. 1397’de Larisha, Pators Atina ve pelepones’in bulunduğu Yunanistan’a girilerek, sırasıyla fethedildiler. İmparator İstanbul’da  Müslümanlar için şehirde bir cami, bir sürü özel hak ve bir kadı isteyen Bayezid ‘in isteklerine boyun eğmek zorunda kalır.

Anadolu’daki hareket de başarılıydı: Sarıhan, Aydın ve Menteşe Beylikleri Osmanlı Devleti’ne katılmışlardır; Konya kuşatılmış ve barışı elde etmek için Karamanoğlu Alaeddin Akşehir daha önceden fethedilmiş Niğde ve Aksaray üzerindeki haklarını 1391’de kesin olarak terk etmiştir. Ertesi yıl Karamanoğlu rövanşını arar ve o Ankara ve Bursa’ya kadar gelir, fakat yenilmiş ve Akçay’da öldürülmüştür; o tarihten itibaren Aksaray Konya, Akşehir ve Larende şehirleri Osmanlıların eline geçerler. Artık Anadolu’da baş düşmanından endişe etmeyen Bayezid o sırada Anadolu’nun doğu ve kuzeyini fethetmeye girişir: Tokat, Sivas ve Kayseri şehirleri 1392’de Burhaneddin’in oğluna geçmektense, kendisine verilirler; sonra Kastomonu vilayeti, 1395’te Kastamonu ve Amasya şehirleriyle (birlikte) feth edilmişlerdir. Birkaç sene daha sonra, Divriği-Besmi Malatya’nın alınmasından sonra (Uuphrate) Fırat’a erişilir;1400’de Erzincan düşer. Anadolu’nun yarısından fazlası şimdi Osmanlı’dır.

Fakat doğuda bir tehlike belirir: Timurleng tarafından yönetilmiş Moğol kuvvetlerinin yaklaşması; bu Maveraünnehir ve Anadolu arasında bilinen bütün toprakları fethetti; l.Murad ve Bayezid tarafından mağdur edilen emirler onun yanına sığınmışlar ve devletlerini geri almak için (onun) gücüne bel bağlarlar, onu Osmanlılara karşı harekete geçirmek için teşvik ederler.

Ankara Savaşı, Asya’da genişlemenin durması: 1400 Ağustosundan itibaren Timur Osmanlı ülkesine girer ve Sivas üzerine yürür; fakat batıya doğru yürümek yerine o Mısır’a doğru yönelir, geçerken Malatya, Besni, Antep, Halep’i 1400 ekiminde, Hama, Humus ve Şam’ı 1401 Ocağında ele geçirir.Bayezid’in rahatladığını sandığı esnada 1402’de Timur Anadolu’ya yeniden geri döner; Bayezid bütün ordusuyla ona doğru ilerler. Çarpışma 20 Temmuz 1402’de Ankara yakınında vuku buldu: Sırplar ve diğer Avrupalı kuvvetler olduğu iyi dayandıkları halde, fethedilmiş vilayetlerden toplanmış Müslüman kuvvetler,az bir zaman sonra zaafiyet gösterdiler ve bu durumu savaşın dengesini bozdu.Bayezid yenilmiş ve oğlu Musa ile esir edilmiştir; diğer oğulları Süleyman, Mehmet ve Isa kaçmayı başarmışlardır.Bayezid zaten bu ezici yenilgiden birkaç ay sonra 8 Mart 1403’te ölmüştür.

Ankara Savaşı’nın sonuçları önemlidir:Anadolu Beylikleri yeniden kurulmuşlar ve Osmanlı Devleti l.Murad’dan önceki sahip olduğu Asya’ya yeniden döner; Bayezid’in mirası oğulları arasında savaşlar ve rekabetler ile kendini gösterecek, yükselmeyi daha da geciktirecektir.

Germiyan ve Karaman Devletleri bilhassa sonuncusu Anadolu’nun yeniden en önemlileri olmuşlardır, ki onları Timur himayesi altında Anadolu’nun en önemli devleti yapacaktır. Hulasa Asya kıtası üzerinde herşey Osmanlılar’a göre yeniden yapılmalıydı. Bununla birlikte onların küçük bir tesellisi vardı. Avrupa’nın elinde bulundurduğu yerler (sömürgeleri) bağlılık ve uysallık göstermişlerdir; hiçbiri şartlardan yararlanarak kurtulmaya girişmezler o halde durum sadece tahhut altına alınmıştır. Onu yeniden kurmak yerleştirmek için yirmi yıl kadar kafi gelecektir.

l. Bayezid’in döneminde yetişmiş hristiyan çocuklarından (devşirme) yüksek mevkilere çıkacak olan ister iç oğlanlar olsun yetiştirilmişlerdir. Bu çocuklar Türk törelerine göre ve Müslüman dini içinde eğitilirler ve öğretilirler: onlar bağlılık gösterecekler ve bazen Osmalılar’ın büyük büyük hizmetçileri (olacaklardır).

Ankara Savaşı ile Osmanlı Imparatorluğu’nunbirinci safhası tamamlanır: Devletin doğuş ve ilk yıllarında; çok hızlı gelişmeler acı fakat nispi bir başarısızlığın nedeni olmuştur. Buna rağmen Osmanlı gücü hem  Asya’da hem Avrupa’da hesaba katılacak bir gerçektir. Avrupalı iki kaalisyonun başarısızlığı bu durumu ispatlamak içindir:Bu Imparatorluğun kendıisiyle yükseleceği hızlılık gösterir ki, hiçbir zaman ona ulaşılmamıştır, ancak (dış) görünüşler onu göstermeye yetecektir.